Hücreler birbirini yüzeylerindeki moleküller sayesinde tanır. Bu moleküllere antijenler denir
Ayrıca, hücreler doğrudan temas yoluyla da iletişim kurabilir ve birbirlerini tanıyabilirler. Bu durumda, hücreler yan yana gelerek bir haberleşme bağlantısı oluştururlar
Hücre biyolojisi, hücrelerin fizyolojik özellikleri, yapıları ve işlevleri ile ilgili çalışmaları içeren bir biyoloji dalıdır. Bu çalışmalar, hem mikroskopik hem de moleküler düzeyde yapılır. Hücre biyolojisinin bazı alt dalları şunlardır: hücre enerjisi ve biyokimyasal mekanizmalar; hücre genetiği ve proteinlerle ilişkisi; hücre içi kısımlar; hücre iletişimi ve işaretleşme; hücre döngüsü. Hücre biyolojisi, aynı zamanda "sitoloji" olarak da adlandırılır.
Hücreler dokunmayı, derideki özelleşmiş reseptörler aracılığıyla algılar. Derinin dermis tabakasında bulunan bu reseptörler, dokunma, basınç, sıcaklık ve ağrı gibi duyuları alan çeşitli tiplerde olabilir: - Pacinian cisimcikleri: Basınç, dokunma ve titreşimi algılar. - Ruffini sonlanmaları: Basınç, gerilme ve dokunma hissini algılar. - Meissner cisimciği: İnce dokunuşu algılar. - Serbest sinir sonlanmaları: Dokunma duyusunun algılanmasında görev yapar. - Krause cisimciği: Soğuk reseptörleri olduğu düşünülmektedir, ancak görevi henüz bilinmemektedir. Bu reseptörlerden çıkan uyarılar, duyu sinirleri ile beyin korteksine ulaşır ve ilgili duyu algılanır.
Hücre teorisi, canlıların yapısını ve işleyişini açıklayan temel bir biyoloji kavramıdır. Üç ana ilkeye dayanır: 1. Tüm canlılar bir veya daha fazla hücreden oluşur. 2. Hücre, yapının ve işlevin temel birimidir. 3. Tüm hücreler önceden var olan hücrelerin bölünmesiyle oluşur. Hücre teorisi, biyoloji alanında devrim yaratmış ve hastalıkların tedavisi, yeni ilaçların geliştirilmesi ve genetik araştırmalar gibi birçok alanda ilerlemelere yol açmıştır.
Hücre içi, hücre zarı ile çekirdek zarı arasında kalan, sitoplazma ve organellerin bulunduğu bölgeyi ifade eder. Hücre içi ve dışı arasında madde alışverişi, hücre zarı aracılığıyla gerçekleşir.
Mitoz sonucu oluşan hücrelerin ana hücreye benzemesinin sebebi, mitoz sırasında kromozom sayısının ve yapısının değişmemesidir. Mitoz sonucunda: 2n kromozomlu bir hücreden 2n kromozomlu iki hücre oluşur. Oluşan hücrelerin kalıtsal yapısı değişmez. DNA kendini eşler ve eşlenen kromozomlar, oluşan iki hücreye eşit olarak paylaştırılır.
Hücre, bir canlının yapısal ve işlevsel özellikler gösterebilen en küçük birimidir. Hücreler, hücre zarı, sitoplazma ve çekirdek olmak üzere üç ana bileşenden oluşur. Hücre zarı: Tüm hücreleri çevreleyen, seçici geçirgen bir yapıdır. Sitoplazma: Hücre zarı ile çekirdek arasında kalan, yaşamsal faaliyetlerin gerçekleştiği yarı akışkan bir maddedir. Çekirdek: Ökaryot hücrelerde DNA’nın bulunduğu merkezdir ve hücre bölünmesini, genetik bilgiyi kontrol eder. Hücreler, prokaryot (çekirdeksiz, basit yapılı) ve ökaryot (çekirdeğe ve zarla çevrili organellere sahip, daha gelişmiş) olmak üzere iki ana gruba ayrılır.
Hücreler birbirine tutunur çünkü bu, birbirleriyle etkileşimleri ve iletişim kurmaları için gereklidir. Bu etkileşimi sağlayan yapılar şunlardır: - Sıkı bağlantılar: Hücre dışı sıvının epitel hücre tabakaları arasından sızmasını engeller. - Desmozomlar: Hücreleri güçlü tabakalar halinde birbirlerine bağlar. - Tüplü bağlantılar: Komşu hücreler arasında sitoplazmik kanallar oluşturur ve iyonların, aminoasitlerin ve diğer küçük moleküllerin geçişine izin verir.
Eğitim
Hücreler birbirini nasıl tanır?
Hapşırmak hangi refleks?
Kaldırma Kuvveti nasıl hesaplanır slayt?
Hellenler ve Romalılar arasındaki fark nedir?
Hemşirelikte yıllık eğitim planı nedir?
Kadmiyumun özellikleri nelerdir?
Hangi orbitaller daha kararlı?
Jeoloji ve jeolojik olaylar nedir?
Himalaya dağlarını kim oluşturdu?
Hipertoniğe konulan hücre ne olur?